Kaplumbağalar da boğulur!

 

İnsanların yeni seneye girme hazırlığı ve telaşı içinde oldukları sene bu son gününde, kıyıya vurmuş ölü bir kaplumbağadan söz etmek, kimilerine göre oldukça yersiz, manasız ve ehemmiyetsiz gelebilir. (Haber kaynağı) Ya ölü olan bu kaplumbağanın kabuğunda insanlara eriştirilmek üzere yazılmış bir ileti bulunuyorsa? Yeniden de bunu yılbaşı kutlamalarının yapılacağı bir günde yersiz, manasız ve ehemmiyetsiz bulacak mısınız?

Elbette ki farkındayım, ölü bir kaplumbağanın kabuğuna yazılı olan bir mesajın, insanlara yılbaşının mutluluğu ve heyecanını vermeyeceğini. O insanlar ki, hep birşeyleri kaçırıyormuşçasına yaşadıkları bu gürültülü telaş ve koşuşturma içinde, pulları yer yer dökülmüş, kabuğu soyulmuş ölü bir Caretta Ceratta’nın mesajının farkına varmayabilirler de.

Fakat bir gerçeklik var ki, hiçbirimiz bu kaplumbağanın çığlığını duy(a)madık!

Zira kullaklarımız, insanların birbirine ve tabiata karşı giriştikleri binlerce senelik sömürü ve kırımların kanlı tortuları ile tıkanmış bir vaziyette… Kulaklarımız insanlığın günahlarından öyle bir tıkanmış ve kirlenmiş ki, hayatın binbir renkli sıcak sesi artık yüreklerimize akmaz olmuş.

İşte Mersin Erdemli’de, ilk bakışta şaşkınlık ve elem yaratan, sonrasında ise çaresizliğin ve hiddetin hâkim olduğu bir vaziyet ile karşı karşıya kalındı. Bunun nedeni yalnızca kıyıya vuran ölü bir Caretta Caretta’nın bedeni değildi. Zira kaplumbağanın ölü bedenine biraz daha yaklaşıldığında, yüzgecine ağır bir taşın bağlandığı görülmüştü. Demek ki, bu kaplumbağa natürel yollardan değil, beşeri(!) yollardan can vermişti. Başka bir deyişle boğularak öldürülmüştü. Bu kaplumbağanın böyle can vermesi istenmişti. Bu seyyarede bunu yapabilecek tek canlıya ise ne yazık ki insan(!) tecrübe ediyordu.

İşte, nesli tükenmekte olan bu Caretta Caretta’nın cansız bedeninin biz insanlara(!) verdiği ileti hasılı ne kadar da merhametsiz, vahşi ve de sadist olduğumuz göstermesiydi.

Diğer yandan bu kaplumbağa, hâlâ silahlar üretip bunları kullanmaktan keyif alan ve kendi türü ile beraber tüm tabiatı da katletmekten rahatsızlık duymayan bir şuura sahip insanlık ailesinden olduğumuzu, yeniden ölü bedeni ile bizlere anımsadıyordu.

Birşeyi daha hatırlayordu, insanın gazabına uğrayan bu Caretta Caretta; gerçekte insan tabiata uyum sağlayamayan ve çok da akıllı olmayan bir canlı türüdür. Zira böyle olmasaydı insan, bu seyyaresi kendi türünün yanısıra diğer bütün canlılar ile beraber paylaştığının da farkında olurdu. Böylelikle bir yandan bu seyyaresi gözetmesi gerektiğini, bir yanda da bu seyyarede yaşamak için ihtiyaç duyulan olan herşeyi herkesle paylaşması gerektiğine konusunda bir ilkeden hareket ederdi. Tabiatı, insanları ve diğer canlıları yok etmek yerine, onlarla uyumlu bir hayatı örgütlü faktörün metotlarını geliştirirdi.

Ama insanlar şimdiye kadar bu yolu seçenek etmedi ve görülen o ki, yakın bir vakit içinde de edeceğe benzemiyor.

Bu yüzden insanın insana propagandası diyebileceğimiz ve dilimizden bir türlü düşüremediğimiz insanın akıllı bir varlık olduğuna konusunda kalıp yargıdan da vazgeçilmesinin vakitinin geldiğini hem de çoktan geçtiğini düşünüyorum. Belki bu sayede akıllı olabilmek için neleri yapmamız ve yapmamamız gerektiğini düşünmeye başlayabiliriz.

Herşeyden önce, insanların bir bölümünün artı değere kapitalistçe el koymaları ve bunu daimi kılmak ve arttırmak için giriştikleri rekabet, mücadele ve savaşlar nedeni ile nasıl da barbarlaştığının fark edilmesi ve bunun engellenmesi gerekiyor. Zira kapitalizm tabiat ile uyumlu, doğaya saygılı ve insanları barışçıl bir muhteva ve biçimle yanyana getirecek kodlara sahip değildir.

Dolayısıyla imalat ve tüketimdeki akıldışı olan bu eşitsizlik sebebiyle sınıflara bölünmüş olan bu toplumsal yapıya ve iktidara hâkim olan insanlarca ne ağaçlar önem veriyor, ne de kaplumbağalar.

İşte bu yüzden bu kaplumbağanın kabuğunda insanlara eriştirilmek üzere yazan kısa ileti tam da bundan söz ediyordu; insanın tabiata uyumsuz oluşu ve de akılsızlığı nedeniyledir ki, doğanın ve bütün canlıların böylesine değersizleştirilmesi, insanların açlıktan ve soğuktan can vermesi, ağaçların kesilmesi, kaplumbağaların boğulması.

Evet, bugün sene son günü.

İnsanlar yeni seneye girmenin hazırlığı ve telaşı içindeler.

Ve derinlerde bir yerde pulları yer yer dökülmüş, kabuğu soyulmuş, yüzgecine ağır bir taş bağlanmış ölü bir Caretta Ceratta’nın çığlığı suskunca kıyıya vuruyor, insanlığın tüm günahlarını anımsadırcasına.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir