Medya ve Toplumsal Cinsiyet

 

Günlük hayatımız, sosyal ilişkilerimiz ve toplumsal cinsiyet rollerimiz, teknolojik alanda yaşanılan dönüşüm ve yeniliklerle daimi değişime uğramakta, gerçekleşen her değişim ise yeni iletişim ve rol modellerini hayatımıza sokmaktadır.

Bilhassa 18. asırda ivme kazanan kitlesel imalat ve artan ürün çeşitliliği, tek düze olan sosyal ilişkileri daha karmaşık gibi gözüken, esasen daha standart olan bir hale getirmiştir. Teknolojik devrimler ve seri imalat ile toplumda statü kazanmanın, ilişki ve iletişimde baskın taraf olmanın yolu bol tüketimden geçmektedir. Yeniden seri imalatın hemen peşinden ortaya çıkan ‘boş vakit’ kavramı tüketim ile eşdeğer görülen bir etkinlik halini almıştır. Artık çalışan herkes için işten arta kalan ‘boş zamanı’ değerlendirmenin tek yolu alışveriş yapmak ve üretilen tüm ürünleri sorgulamaksızın tüketmektir.

Tüketim kültürü 20. ve 21. asırlardaki teknolojik gelişmelerle öyle büyük gelişmeler kaydetti ki; artık tüketim ihtiyaç için yapılan tüketim aktivitesi olmaktan çıkıp, kapitalist sisteme hizmet eden bir aracı haline geldi. Alışveriş merkezlerinde, gazete ve mecmualarda, televizyonda, sinemada ve hayatımızın her hatıranda tüketim merkezli bir hareketlilik yaratılarak, toplumda var olmanın ve belirlenen bir imaj çizmenin yolu tüketmekten geçer oldu.

Toplum içerisinde edindiğimiz/kazandığımız rollerimiz dolayımıyla, gerçekleştireceğimiz tüm davranış kalıpları teknolojik gelişmeler ve yeni tüketim ilişkilerinden etkilenmişlerdir. Bilhassa kitle iletişim araçlarının insan davranışlarını ve ilişkilerini yönlendirmede ve seyrini atamada belirleyici olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda; günlük hayatımızın ve rol kalıplarımızın bu değişimlerden etkilendiğini söylemek olasıdır. Yeni tüketim ilişkileri ile artık yalnızca ürünler değil, ürünlerin yanında bedenlerin de tüketimi söz konusudur.

Mevcut bir rolü kitle iletişim araçları sayesinde yine izler kitleye sunmak, o rolün yine üretilmesini dolayısıyla bedenin de yine tüketilmesine kapı aralamaktadır.

Tüketim olgusunu cinsiyet ve bedenler merkezinde irdelediğimizde; kadın, kitle iletişim araçlarında ya hiç bulunmamakta veyahut mevcut rollerin devamını sağlamak hesabına gölgede tutulmaktadır. Kadının medyada bu meseleli temsili lokal bir boyutu aşıp, küresel ölçeğe erişmiştir. Var olan toplum düzenlerinde ataerkil yapılanmanın niteliksel ve niceliksel olarak daha büyük ve tesirli olduğu gerçeği bulunmaktadır ve bu gerçek medya aracılığı ile daha somut ve yasal hale gelmektedir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir