Oku adam ol baban gibi

Günümüzde üniversitelerin birinci işlevi mensubu olan gençlerin kendi düşüncelerini bir kenara bırakarak, başkalarının fikirleri üzerine tartışma yürütmesini sağlamaktır. Bu amaçla üniversite denen kurum hazır paketler sunarak sizi “düşünmek” belasından kurtarır.

Üniversite, çoğu zaman neyi okuyup neyi okumayacağınıza sizin yerinize karar verir. Resmi ideolojiye bağımlıdır ve kurallarının dışına çıkmanın yaptırımları vardır. Bu kurumda düşüncenin başlangıcı ve sonu bellidir. İzlenecek yol önceden belirlenmiştir. Fakat düşüncenin belirli bir yolu ve stratejisi olmamalıdır.

“Akademiler sirklerinizdir. Oyalama, göz boyama, sahte coşkular ve sahte hayranlıklar yaratma, kafayı düşünülecek şeylerden uzaklaştırma, aldatma, ödül ve cezayla terbiye etme ve alkışlar, alkışlar; sürekli alkış sesiyle harekete geçirilen o zayıflamış zihinler.”

Gerçek düşünce sokaktadır. Kırlarda veya lunaparktadır. Bir dost masasında veya resim sergisinde de olabilir. Ticaret de sokaktadır. Fırsatlar ve sanat da öyledir. Burada seneler harcamadan gerçek hayatın ve düşüncenin girdabına dalınmalıdır. Şimdi bütün bunlar hiç birinizin umrunda olmayacaktır. Dört, beş senenizi T cetveliyle, hesap makinesiyle veya saçma sapan muhasebe derslerine çalışarak yaktığınızda “n’aptım ben?” derseniz Alternatif Kedi’yi anınız.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir